25 Haziran 2013 Salı

Kriton Curi Parkı - 24 Haziran Pazartesi

Kriton Curi Parkı Kozyatağı Forumu 24.06.2013 Notları
• Saat 21.00’deki sesli protestodan sonra 21.30’da forum başladı.
• Ethem Sarısülük davasından bahsedildi. Ethem Sarısülük’ü vuran polisin meşru müdafa savunmasıyla tutuksuz yargılanmak üzere bırakılması eleştirildi.
• Gezi Parkı olaylarında gözaltına alının insanlara yazılan mektuplar avukatlarına ulaştırılmak üzere toplandı.
• İletişim probleminden bahsedildi. Parkta bulunan dernekle birebir iletişim kurulamadığı fakat bazı dernek üyelerinin derneğin foruma katkı sağlaması konusunda gönülsüz olduğundan bahsedildi.
• Işıklandırma problemi için belediyeyle konuşulduğu fakat belediyenin yardım talebine olumsuz cevap verdiği anlatıldı.
• Bir katılımcı elektrik altyapısı için yardımcı olabileceğini belirtti.
• Online iletişim problemlerinden bahsedildi. Facebook, twitter adreslerinin güncelleneceği, kişi üzerinden olmayan bir facebook sayfasının en yakın zamanda açılmasına ve bunların anonsunun yapılmasına karar verildi.
• Ücretsiz dağıtılan bazı gazeteler olduğu ve bunların tarafsız olmadığından bahsedildi. Tarafsız olduğuna inanılan gazetelerin desteklemek amacıyla alınması, fazla yıpratılmadan okunduktan sonra apartmanda ya da toplu taşımada başka insanların okuması için bırakılması önerildi.
• Ethem Sarısülük davasında çıkan karara tepki olarak sosyal medya dışında ne gibi faaliyetler yapılabileceği soruldu.
• Sivas katliamının yıldönümü dolayısıyla eyleme geçilebileceği önerisi geldi. Polislerin emir kulu olmalarının bahane olmadığı belirtildi. Fakat 80 darbesi sonucunda diğer memurlar gibi polislerin de sendikalaşmasının önünün kesildiği konuşuldu. Avrupa Birliği sürecinden uzaklaşıldığı anlatıldı. Yandaş medya ve ona destek olan sermaye gruplarının boykot edilmesi önerisi geldi.
• Ethem Sarısülük’ün ölümünü gösteren videonun parkta izlenmesi önerisi geldi. Sosyal medyayı aktif kullanmayan insanlara ulaşmak amacıyla diğer şehirlerde hazırlanan basılı forum postasının örnek alınabileceği söylendi
• Kırılan seramiklerin hesabının yapılmasına tepki gösterildi, insan hayatının önemi vurgulandı.
• Bir katılımcı Ethem Sarısülük’ün Taksim’de karanfille anıldığı eylemin fazla uzun sürmüş olabileceği, haklıyken haksız duruma düşmemenin önemli olduğundan bahsetti. 
• Karşıt fikirli bir katılımcı eylem yapan insanların birçok kere geri adım attığını fakat polisin bu tavrı karşısında insanların geri çekilmeyip eylemlerine devam etmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de çeşitli gruplara yapılan haksızlıklara da ses çıkarılması gerektiğini belirtti. 
• Bir konuşmacı forumda belirtilen değişik fikirlere saygı gösterilmesi gerektiğini anlattı, en güzel kararların çoğulcu ortamlarda çıkacağını söyledi.
• Bir katılımcı Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanı olmadan yaptığı bir konuşmaya referans vererek belediyeyi alırsak hükümeti alırız dediğini belirtti. Karşıt fikirli insanların 20 yıldır yattığını fakat 68 ve 78 kuşağından insanların darbelere neden olduğunu, şiddete şiddetle karşılık verilmemesi gerektiğini anlattı.
• Söz alan katılımcı sol taraftan insanların susturulduğunu, öldürüldüğünü belirterek Abdullah Gül 80’lerden beri çalışıyor dedi. Eğer darbeler sırasında öldürülen insanlar yaşasaydı durum bu şekilde olmazdı fakat onlar çok bölündü, biz bölünmeyelim denildi. Polisle yapılan bir konuşma paylaşıldı. Ethem Sarısülük’ü anma töreninde polisin sadece yol açacağız demesine rağmen çok hazırlıklı geldiği, amacının sadece yol açmak olmadığı belirtildi.
• Ethem Sarısülük’ün öldürülme anının Artı 1 kanalında yayınlandığı ve polisin onu öldürdüğünün net bir şekilde görüldüğü belirtildi. Daha önce öldürülen bir gazetecinin katillerinin yakalandığı, direnmenin esas olduğu anlatıldı.
• Apolitik olduğunu ifade eden bir katılımcı Gezi olaylarından sonra politikanın içine çekildiğini ve böylece kamu kuruluşlarının şeffaflığını kaybettiğini fark ettiğini anlattı. O nedenle apolitikliğini olaylarda gençlerin yanında yer alarak telafi etmeye çalıştığını söyledi. Cumartesi günü Taksim’de kendisinin de polisle konuşmaya çalıştığını fakat psikolojik olarak çok gergin olduklarını fark ettiğini paylaştı. İnsani değerleri göz ardı ettiklerini belirttiğinde polisin orantısız güç kullanmadığını söylediğini anlattı. 
• İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Başkanlığı için anket yapılması önerisi geldi. 68 ve 78 kuşağına haksızlık yapıldığı ifade edildi. O zamanlarda insanların sağ da olsa sol da olsa ideolojisinin olduğu ama şu andaki iktidarın para kazanmak amaçlı dini sömürdüğü anlatıldı.
• Forumda sesli ya da sessiz alkış kullanılması oylandı, sessiz alkış oy çokluğuyla kabul edildi.
• Konuşmacı Vatan Cephesi ve Milliyetçi Cephe’den bahsetti. Başbakanın da bizler-onlar ayrışması yaşattığını anlattı. Sağ-sol ayrımının olmamasının iyi olduğunu belirtti. 10 senedir hükümetten rahatsız olduğunu fakat kimsenin ses çıkarmadığını ifade etti. Gizli tanıklar, Kaz Dağı Vakası, Deniz Feneri davası, tecavüz davaları ve yüksek kadın ölüm oranlarına dikkat çekti ve bunla tepki gösterilmesi gerektiğini anlattı. Belediye Başkanlığı seçimlerinde iki büyük şehrin (İstanbul-Ankara) AKP’den alınması gerektiğini böylece oylarını kaybedeceğini belirtti. Akşam gazetesi ve Show TV’nin yandaş medya olduğunu belirtti.
• Konuşmacıların sadece 3 dakika konuşma haklarının olması eleştirildi.
• Forumda çıkan önerilerin karar olarak yazılması eleştirildi. İlk günlerde konuşan 18 yaşındaki iki katılımcıya referans verilerek taleplerimizin anlaşılıp anlaşılmadığı sorgulandı. Cumartesi çocukların resim atölyesinde yaptıkları resimlerin kaldırılmasına tepki gösterildi. Direnişteki asıl muhatabın polis olmadığının üzerinde duruldu, polisle olan karşılaşmalarda hata yapılmaması gerektiği vurgulandı
• 68 ve 78 kuşağının eleştirilmesi eleştirildi. O insanlar sayesinde buradayız denildi.
• Her gün özgürlüklerin biraz daha kısıtlandığından bahsedildi. Konuşmacı babasının “Kanlı 1 Mayıs” tecrübesini anlattı. Babasının tecrübelerinin kendisini korkuttuğundan bu nedenle forumda birbirimizi tanıyarak yalnız olmadığımızı fark etmemizin önemli olduğuna değindi.
• 80’ler de üniversite öğrencisi olan bir katılımcı konuşta. Üniversite de (İTÜ) jandarmanın ayakkabılarını kalın topuklu olduğu için çıkarttırdığını fakat çıplak ayakla okula girdiğinde bir çok insanın kendisi gibi davrandığını gördüğünü anlattı. Spontane gelişen yemekhane boykotunun ilerleyen günlerinde grupların “üç hilal”, “dokuz ok” ve değişik fraksiyonlara ayrıldığını bu nedenle güçlerinin azaldığını anlattı. Değişik fikirlerde olmalarına rağmen önemli olanın ülkeyi sevmek olduğunu vurguladı. Yeni anayasa çıkacağı için bir forumun anayasa üzerine olması önerisini getirdi.
• Oda TV’nin yayınladığı avukat Serdar Öztürk’ün 178 sayfalık savunmasının okunması tavsiye edildi.
• Kozyatağı Forumu’nun kendine özgü eylem çeşitleri çıkarabileceğinden bahsedildi.
• Hareketimizde haklı olduğumuz bunu kitleselleştirmemiz gerektiği anlatıldı. Bunun için taleplerin genişlemesi gerektiğinden, örgütlenmekten korkmamak gerektiğinden bahsedildi. Sesimizi duyuran gazeteleri satın alalım, markalardansa alışveriş merkezlerini protesto edelim önerisi geldi.
• Bir katılımcı eylemin başından beri kimlerin alışveriş merkezi’ne gittiğini sordu.
• Elektrik sorunu halledildikten sonra küçük megafon kullanılmasına karar verildi. Ekonominin gerilediği, eylemin etkilerinin görüldüğü, bankalardan sonra alışveriş merkezlerinin de bunu hissedeceği anlatıldı.
• Marka boykotu önerisi geldi. Paramızı bilinçli harcayalım, harcadığımız para kime gidiyor farkında olalım denildi.
• Twitter’dan alıntı yapıldı: “İnsanları Gezi’den çıkardılar ama Gezi’yi insanların içinden çıkaramayacaklar.”
• Ethem Sarısülük ve Gezi ile bağlantılı diğer davaları takip etmenin önemli olduğu belirtildi.
• Alanlarda ve parklarda olmanın anayasal hak olduğu, insanların korkmaması gerektiği söylendi.
• Barolar Birliği’nin hukuksal destek amaçlı forumlara avukat gönderip katılımcılara haklarını anlattığı belirtildi. Bunun için başvuru yapılacağı söylendi.
• İlkyardım öğrenmek için de bir uzman çağrılması önerisi geldi.
• İstanbul Barolar Birliği’ne üye bir avukat katılımcı söz aldı. İnsanların istedikleri yerde durmalarının anayasal hak olduğunu fakat hukuka aykırı gözaltılar yapıldığını söyledi. Bareti deniz gözlüğü, limon, talcidli su bulundurmanın ve hatta ses kısıklığının gözaltına almak için sebep olarak gösterildiğini anlattı. Gözaltına alınca direnmenin polise mukavemete girdiğini bu nedenle direnilmemesi gerektiğini söyledi. Gözaltına alınınca konuşulmaması ve hiç bir şey imzalanmaması gerektiğini, herhangi bir eşyaya dokunulduğunda parmak izi alınabildiğini anlattı. Gözaltına alındığında baroya emniyetin haber vermesinin zorunlu olduğunu ama yine de gözaltına alınırken adı ve soyadın yüksek sesle bağırılmasının önemli olduğunu söyledi. Emniyet Müdürlüğü’nde susma hakkının kullanılması, savcılıkta ifade verilmesini tavsiye etti. Savcılıkta neyle suçlandığınızı ve delilleri öğrenebileceğimizi belirtti. Baro avukatlarının da insanlara “cengâverlik” yaptırmadığını, ifade alınırken kız arkadaşla buluşma gibi nedenleri öne sürdürdüklerini anlattı. Bu durumda ancak deliller var ise suçlama yapılabilir dedi. Bazı gözaltına alınan insanların TRT binası, alışveriş merkezlerinin otoparkı ya da İnönü Stadına götürüldüklerini daha sonra bırakıldıklarını, insanlar hakkında işlem yapacaklar ise Emniyet Müdürlüğü’ne ya da karakola getirmelerinin şart olduğunu belirtti. Yemek, su vermeme, tuvalete göndermeme gibi psikolojik şiddete başvurulduğundan fakat bunlara karşı açılan davaların genelde sonuçsuz kaldığından bahsetti. Gözaltında gelen avukatın baro kimliğine bakmanın önemli olduğunu, bazen polislerin avukat kılığında geldiğini anlattı. Gözaltında telefon hakkı olduğunu fakat bunu direk avukata ulaşmak yerine size her türlü yardımı olacak anne/baba ya da karı/koca gibi yakınlar için kullanmanın daha akıllıca olacağını söyledi.
• “Twitter’dan ötürü gözaltına alınabilir miyiz?” sorusu soruldu. Eğer hakaret ederseniz suç kapsamına girer fakat bu cezalar genelde erteleniyor, uygulanmıyor denildi.
• İnsanları sindirmek için hükümet partisinin iki argümanının olduğu, bunların da insanları şiddetle korkutma ya da %50 oy/sandık söylemi olduğu anlatıldı.
• Başbakana hakaret davası açılması önerisi geldi. Bunun Avrupa İnsan Hakları mahkemesinde kabul görmeyeceği ifade edildi.
• Polisin arama izni olmadan çanta bile arayamayacağı fakat şiddet kullanıldığı için buna karşı durulamadığı ifade edildi.
• Forumda konuşulanlar kolaylaştırıcı tarafından özetlendi, yarın 21:00’de foruma devam edilmesi kararıyla toplantı bitirildi.

24 Haziran 2013 Pazartesi

Krinton Curi Forumu -23 Haziran Pazar

100’e yakın katılım ile gerçekleştirildi. Gündem belirlenmeden yapılan serbest kürsü de konuşulanlar şöyle:
- Diğer forumlarla ilgili kısa bilgiler paylaşıldı. Bazı yerlerde katılımcıların çeşitli yiyecek getirerek paylaştıkları, gezi parkında yaşanan ortaklaşmanın güzel bir örneği olduğu söylendi. Bazı forumlardan meslek grupları gibi ekiplerin çeşitli etkinlikler için komisyonlar oluşturduğu bilgisi verildi.
- İşleyiş ile ilgili gündemler belirlenip onun üzerine konuşulabilir önerisi geldi. 
- Kolaylaştırıcı dışında komisyonlara ihtiyaç olabileceği, katılımın daha yüksek olduğu toplantıda konuşulması önerildi
- Yürütme, temsilci gibi yaklaşımlardan ziyade, somut işlerle ilgili gerekli komisyonların kurulmasının daha verimli olacağı önerildi.
- Krinton Curi derneği ile iletişime geçilmesi için bir arkadaşımız görev aldı.
- Örgütlenmenin önemi vurgulandı. 80 darbesi sonrası böyle bir bir araya gelişin önemli olduğu söylendi. Halk örgütlü olmalı, daha çok bir araya gelmeli, daha çok konuşmalıyız, konuştukça özgürleşeceğiz denildi.
- Direnişin ve birlikte hareket etmenin tarihte de örnekleri olduğu vurgulandı. 
- Forumların nereye gideceği, parti vb. oluşumlara ihtiyaç duyulabileceği üzerine bazı sözler alındı. Direnişin başlanıcının planlı ve öngörülebilir olmadığını, forumların da kendiliğinden gelişen bir tarz olduğunu vurgulayan bir arkadaşımız, ihtiyaç duyulacak örgütlenme modellerinin de bu forumlardan çıkacağını, bunun için rahat olunması gerektiğini belirtti.
- 68 kuşağının çocuklarının korkuyla büyümediği ve aklıyla TOMA’ların önünde durduğu, kitle partilerince uyutulamamış gençliğin bu direnişteki yeri vurgulandı.
- Ötekileştirmeden dayanışmanın bu direnişin en önemli yanı olduğu, bunu kaybetmememiz gerektiği vurgulandı. 
- Örgütsüz toplum yenilir. Örgütlülükten mutlaka güzel şeyler çıkacaktır, örgütlenelim çağrısı yapıldı.
- Mahallemizde yaşanan bir taciz olayı anlatıldı. Buna karşı dayanışma içinde olmak, daha uyanık olmak, tepki vermenin mümkün olduğu söylendi.
- Sanal ortamlarda daha aktif olmalı. Ama sosyal hayatta da daha aktif olmalı. Metrobüste “günaydın” diyen insanlar Gezi Parkı çocuklarıdır. “Günaydın” demek dayanışma ruhunun bir adımı olabilir.
- Direnişte herkesin üzerine düşen bir şeyler var. Eğitim sisteminin içi boşaltıldı. Çocuklarımıza, komşumuza gördüğümüz gerçekleri anlatmalıyız. Eğitim için neler yapılabilir konuşmalıyız.
- Polisin orantısız şiddetine tanık olduk. Bu tepkilerin daha da büyümesine neden oldu.
- Kimlik ve özgürlüklerimizi savunmak için alanlara çıktık. Ama sadece kendimiz için değil, herkesin özgürlüğü için hareket etmeliyiz. Bu hafta LGBT Onur Haftası. Pazar günü gerçekleştirilecek yürüyüşe katılıyız.
- 16 Haziran’da AKP mitingi için mahallemize gelen belediye otobüsleri kadınlar tarafından durduruldu. Çevik Kuvvet ekipleri geldi. Buna rağmen kadınlar kararlı bir duruş ile otobüslerin kalkmasına engel oldular. Kadınlar: “Nereye” Çevik Kuvvet: “Göreve” Kadınlar: “Senin görevin çocuklarımıza gaz sıkmak değil mi? Gidemezsiniz. Gaz sıkacaksanız bize sıkın” diyerek çevik kuvvetin önünü kestiler.
- AKP mitingine giden araçların durdurulmasını doğru bulmayan bir arkadaş, kimseyi ötekileştirmeden kendi örgütlülüğümüzü arttırmamız gerektiğini, bunu yaparken başkalarını engellemenin doğru olmadığını belirtti.
- Bazı bölgelerde forumların yapılmasının daha zor olduğu, bölgemizin bu açından daha avantajlı olabileceği söylendi.
- Şiddetin yalnız fiziksel şiddet olmadığını, yıllardır medya ve manipülasyonlar ile ideolojik şiddet ile akılların esir alındığının da görülmesi gerektiği, bu anlamıyla henüz sokağa çıkmamış olanların bu şiddete maruz kaldığı söylendi. Bir adım atarak sokaklara çıkan, direnen ve direnişe destek olanların ideolojik şiddete karşı da neler yapılabilir sorusuna somut cevaplar aramak için forumun değerlendirilebileceği söylendi.
- Forum duyurusunu daha yaygın yapmak gerektiği, pek çok kişinin henüz haberinin olmadığı üzerine konuşmalar yapıldı. Sosyal medya daha yaygın kullanılacak. El ilanları ve afişler ile duyurular yapılacak. Ayrıca foruma katılanların parka gelmeden önce komşularının kapılarını çalarak onları da davet etmeleri önerildi.
- Çocukların, forum boyunca resim, kukla atölyesi gibi zaman geçirebileceği ve çocuklu ailelerin de katılımını arttırabilecek bir yöntem olarak örtü, boya, oyuncak vb. getirilebileceği konuşuldu.
- Konsensüs ile karar alınabileceği, ancak somut bir eylem/etkinlik için herkesin kendisini önererek bir şeyler yapabileceği ve fikre katılanlar ile birlikte bunu yapabileceği, bunun için bir oy birliği vb. aranmasının gerekli olmaması gerektiği söylendi.
- Gazetelerin yanlı ve yanlış haberlerine karşı bir şeyler yapılması gerektiği, nispeten daha doğru kaynaklar olduğunu düşündüğümüz gazeteleri okumak ve başkaları da okusun diye bırakmak önerisi geldi.
- Kütüphane oluşturulmaya başlandığı, kitap getirilmesi duyurusu yapıldı.
- Cumartesi günü yapılan atölyede çocukların yaptığı resimler parkta sergilenmeye devam ediyor.
- Hafta içi saat 9:00’da forumlar devam edecek, hafta sonları için etkinlikler planlanabilir.
- “Haklarımız nelerdir” gibi hukuki konularda bilgi almak için bir avukatın da bulunacağı bir etkinlik yapılması planlanıyor.

KARARLAR
- Bu süreçte gözaltına alınarak tutuklanan arkadaşlara ulaştırılmak üzere kart/mektup yazılması ve bunların yarın getirilerek, avukatlar kanalı ile ulaştırılmasına karar verildi.
- Katılımı arttıralım.
- Yarın saat 21:00’de forumda buluşuyoruz.

Kriton Curi Parkı Forumu - 21 Haziran 2013 Cuma

Forum genel olarak neler yapılabileceği, bir sonraki adımın ne olması gerektiği tartışılarak geçti. Meclis kurulması, temsilci seçilmesi yönünde görüşler belirtilirken, diğer yandan açık oturumların devam etmesi ve temsili demokrasi yerine katılımcı demokrasinin sürdürülmesi savunuldu.

Boykot bu forumun en önemli başlıklarından biriydi. Boykota destek verilmesi gerekliliği, bu konuda imza kampanyası başlatılabileceği konuşuldu.

Yandaş medya yayınları yerine bizim yayınlarımızın daha önemli olduğu ve öncelikle sosyal medyada olayları aktarabilmek için aktif olmamız gerektiği konuşuldu.

“Ötekileştirme” kavramı tartışıldı. Bizler şu an ötekileştiriliyoruz fakat biz kimseyi dışlamak istemiyoruz vurgusu yapıldı. Tüm konuşmalarda “biz”, “onlar” ayrımına gidilmemesine özen gösterildi. Olayı, bu direnişin amacını henüz herkese anlatamadığımız ve anlatmanın yollarını bulmamız gerektiği belirtildi.

Haklı olmak değil, haklı kalmanın önemi vurgulandı. Bu anlamda duran adam ve forumlar gibi yöntemlerin doğru olduğu ve devam etmesi gerektiği konuşuldu. Bu anlamda bir sonraki adım olarak boykota destek verilmesi gerektiği söylendi.

Serbest kürsünün ardından hafta sonu yapılması planlanan aktiviteler oylamaya açıldı ve çocuk resim atölyesi, fotoğraf atölyesi gibi etkinliklerin yapılmasına karar verildi.

Forumların duyurulması için apartmanlara çağrı metinleri bırakılması önerildi. Cumartesi günü parkı kullanmak için çağrı yapıldı. Ayrıca Cumartesi günü Taksim Dayanışması’nın çağrısı duyuruldu.

21 Haziran 2013 Cuma

22 Haziran Cumartesi Etkinlikleri

Herkese merhaba,

22 Hazitan Cumartesi günü saat 14.00 'da başlayacak olan bazı etkinlikler parkımızda yapılacaktır.

Resim ve Karikatür Atölyesi ilk planlanan etkinliklerdir.

Kitap okumak isteyen, gitar çalmak isteyen veya başka yapmak istediğiniz etkinlikler için aramıza katılabilirsiniz.

Boya kalemi, boş kağıt, ortaya çıkan eserleri asmak için ip :) gerekiyor.

Daha rahat oturmak için minder, örtü, gazete kağıdı getirebilirsiniz.

Çocuğunuzu, torununuzu, kuzeninizi alıp gelin, bekleriz..

Belirtilen görüşler doğrultusunda Kriton Curi Parkı'nda yapılması planlananlar

- Cumartesi günü Karikatür Atölyesi, Fotoğraf Atölyesi ve Çocuk Resim Atölyesi'nin düzenlenmesi
- Gezi Parkı'nda yakılan dilek ağacının Kriton Curi Parkı'nda yeniden kurulması

20.06.2013 Tarihli Kriton Curi Parkı Forumu Görüş ve Önerileri

Bütün parklarda karikatür etkinliği ile olanı biteni aktarabiliriz.

Ana akım medyada çalışanlara yönelik mail grubu oluşturup, onların bizleri daha fazla dinlemelerini sağlayabiliriz.

Kazlıçeşme sonrası seçmen kalitesiyle ilgili eleştirilerin durdurulması gerekiyor, insanları ötekileştirmeyelim önerisi getirildi.

“Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır” söylemiyle bulunduğumuz süreç Kurtuluş Savaşı’na benzetildi. Bu doğrultuda herkesin bir kişiyi yanında getirmesi, herkesin en azından bir kişiyi katmasının kar olduğu görüşü paylaşıldı.

Yerel hareketin en büyük tehlikesinin kendin çal kendin oynaya dönüşmesi ve hareketin dışarıya dönmeden etkisini yitirmesi olduğu paylaşıldı. “AKP’li arkadaşımı yanımda götürmek istiyorum ancak oralarda amacımızın dışına çıkılarak AKP’ye ve Tayyip Erdoğan’a küfür edilmesi onları negatif etkiliyor. Onları katmadığımız sürece bir süre sonra sinebiliriz. Onlara buranın fikirlerimizi paylaştığımız bir yer olduğunuz aktaralım.”

Önce mahallemizi etkileyip sonra dış mahallelere sıçrayalım önerisi geldi. Demokratik halktan oluşan bir çevrede yaşıyoruz. Bizim hedefimiz demokratik ortam oluşturmak. Küfürler bizi bir yere götürmez aksi takdirde aynı davranışı sergilemiş oluruz. Mahallemizle omuz omuza yürümeyi öğrenmemiz lazım bunu hükümetin istifasıyla değil demokratik sıçramayla yapabiliriz.

Gezi Parkı eylemlerine katılmamdaki tek sebebim önümüze konacak olan anayasaydı. Bu tüm halkımızı, ülkemizi ve dünyadaki konumumuzu etkileyebilir. 12 Eylül’ün takip ettiği bir sürece sürükleniyor olacaktık. Vermediğimiz oyları yaşıyor olacaktık. Bu anayasayı tartışmamız gerekiyor. Anayasayı oluşturacak olan kişiler bizlere kulak vermeli. Biz de bu konuda sesimizi duyuralım.

Daha fazla kişiye ulaşmak için sosyal medyada paylaşalım. Biz önce kendimiz daha fazla büyümeliyiz AKP’lileri getirmek zor ve sonraki aşama. Seçimlerde sandıkların başında durmalıyız. Oylar açılırken isteyen kişi sandıkların arkasında durabiliyor. Belki bu muhitlerde değil AKP oylarının daha yüksek olduğu muhitlerde bu işi yapacağız.

Sandıkta görev alanlar Adana’da  polislerin salona silahla girip AKP görevlilerinin içeriye alınarak pusulalar değiştirilmiş olduğunu söylüyor. Tayyip istifa söylemi doğru çünkü Gezi Parkı’nda gençlerimize çocuklarımıza şiddet ve vahşet gösteren biri var.

Kadir Topbaş İstanbul’daki zararlardan bahsetti ancak bizim için önemli olan yaralılar ve hayatını kaybedenler. Bugün havaalanı için ağaç kesimi başladı. Genç bir kızın babasına hamilelik raporu üçüncü şahıslara hasta bilgisinin verildiğini gösterir ve bu Tayyip Erdoğan döneminde gelen bir uygulama. Mahallelerde büyümeye ve marka alışverişine dikkat edilmeli. Aksi takdirde Tayyip Erdoğan’a ya da yandaşlarına para akışına sebep oluyor ve onlar böylece gittikçe daha fazla güçleniyorlar.

Sadece sandık başında durmak değil başka şeyleri değiştirmemiz lazım. Bizim isteğimiz özgürlük. Kimden geldiği önemli değil kalıcı olması önemli. Bu da herkesin her kesimin özgürlüğü olmalı. Artık bizim yaş grubumuz yaşından daha fazla yaşamış bir nesil. Bizim de dersler çıkarmamız lazım. Karşı tarafı koyun gibi görmeyip, karsımıza alıp anlatalım.

Bir öğretmenimizden: Gençlerle gurur duyuyorum!!!

Biz İstanbul’un kenar mahallelerine bu durumu nasıl anlatacağız, hangi platformlarla onlara ulaşacağız, bunları düşünmemiz gerekiyor. Bu görüşe karşılık o bölgelerin çoğunun aşirete bağlı olduğu, aşiret liderlerinin herkesin yerine oy bastığı ve insanların silahlı kişiler tarafından tehdit edildiği bilgisi paylaşıldı.

Bizim amacımız nedir? Ne zaman duracağız? Özür dilense bitecek mi bizim isteğimiz?

Geleceğimiz gençlerde onlara teşekkür ediyorum. Son zamanlarda bir takım yasalar geçiriyorlar, biz bu süreci takip ederken. Hükümet bu süreci yapacağı radikal değişiklikler için daha etkin kullanacaktır. Bizim bu süreçleri çok iyi takip etmemiz gerekiyor. Bu doğrultuda sosyal medyayı daha etkin ve bilinçli kullanmalıyız.

İstifa konusunda amaç devrim yapalım değil. Bariz bir şekilde görevini yerine getirememe durumu söz konusu. İnsanları oraya sürükleyen, insanları dolduran bir sürü gündem maddesi var. Belki bir sonraki forumlarda bu doğrultuda gündem maddeleri açmamız gerekiyor. Sosyal medyadaki tavrımız bazen tepkiyle karsılanıyor. Bu demek ki bu durumdan haberi olmayan insanlar var. Belki komşularımızla çevremizle konuşup onları haberdar etmek lazım. Gezi’deki sosyal ve şiddet içermeyen eylemi bir sergi ile anlatabiliriz.


Oturduğum muhitte sadece iki apartman eylemlere destek verdi. Onlar bizim görüşlerimizi bilip anlamıyorlar. Bence de o kesimden bir kişiyi yanımıza alabiliriz. İlk aşamada Tayyip Erdoğan’la ilgili yazıları silerken video çekebiliriz, yaşadığımız yeri temizleyebiliriz.
Bu yaptığımız genelde kendi kendine propagandaya dönüşüyor. Başbakanın kendi tabanının daha politize olmuş bir yapısı var. Biz ise apoliteyiz.Erdoğan’ın gelmesinde suçlu hepimiziz. Ne zamanki kendi sosyal hakkımıza müdahale ettiler o zaman harekete geçtik. Bizim yapmamız gereken uzun vadeli hayaller yerine öncelikli olarak muhalif partileri birleştirmek olmalı.
Oylama yapılması konusunda oy birliği istenir ama bu her zaman mümkün değil. Notlar blogta yayınlanıp onun üzerinden oylama yapılabilir. Video ve fotoğraf çekimi biraz hassasiyet gerektiriyor. Çalıştığı kurum gereği görünmek istemeyenler olabilir. Sloganlar konusunda; istifa istenebilir. Burada Tayyip Erdoğan’a karsı olup sloganı atmak mı gerekli yoksa herkes için buradayız, parkımızın temiz tutulması için mi? Yaratıcı eylem bulunması gerektiği konusunda başbakanlığa bos mektup atarak sistemi kilitleyebilir ve ses getirebiliriz.

Herkes apartmanlarının duyuru panosuna forumun duyurusunu yazabilir.

İnsanların ötekileştirmesinin önüne geçmemiz gerekiyor. Sloganların küfür içerenlerini yaratıcı fikirlerle değiştirebiliriz. Parkımızı görsellerle şölen alanına çevirebiliriz.

Fotoğraf sergisi yaparak güzel karikatürlerle duvarları kapatabiliriz. Sanatsal  etkinlik yapılabilir. Facebook  sayfası kurabiliriz.

Somut önerileri konuşmayı öneriyorum.  İlk aşamada ufak adımlarla hareket edelim arka tarafı da –amfinin duvarında yazılı olan duvar yazılarından bahsediliyor- bu nedenle ilk aşamada silmeyelim diye düşünüyorum. Dün çocuklara resim yaptıralım demiştik. Bu tarz organizasyonlar düzenleyebiliriz.

Haklıyken haksız konuma düşürülmemiz için bir algı oluşturulmaya çalışılıyor bu algıyı kırmamız lazım.

Kütüphane oluşturabiliriz.

Direnişe devam etmeliyiz can kaybımız var.

Buradaki fikirleri bir zaman sonra somutlaştırabiliriz belki küçük post-itlerle buraya koyabiliriz. Yerel seçimlerde sesimizi nasıl duyurabiliriz? Secim barajının düşmesi için nasıl bir söylem ortaya koyabiliriz ve diğer yerlere nasıl ulaşabiliriz?
Okumusinsan.kollektifler.net adresindeki formu doldurarak buradaki yaz okuluna destek olunabilir. Böylece ulaşamadığımızı söylediğimiz kitleye ulaşabiliriz. 

Ses sistemi ya da megafon kullanabiliriz. Ayakta kalanlar için minder ya da örtü getirebiliriz.

Yapacağımız alacağımız hareketlerde bebek adımlarıyla hareket edebiliriz. Gündem yarım saatte bir deklare edilebilir. Ötekileştirmenin önüne geçmeli, arada kalmış ve karşıt görüşlü insanları nasıl çağırabiliriz düşünülmelidir. AKP Gençlik Kolları’na gidilebilir, onlarla görüşülebilir.

6 yıldır yargılanan bir vatandaş Silivri davasında yaşadıklarını aktardı. Konuşulan her şeyin dikkatli konuşulması gerekiyor. Kooperatif kurulabilir, daha iyi organize olunabilir.
Hükümete cevap vermek için elimizdeki en yakın imkân belediye seçimleri.

“26 yasındayım sanırım içimde 26 yıllık bir boşluk var.” Kimsenin kimse için ortaya çıkmadığı yerde herkes için ortaya çıkmalı. Seçim barajı kalkmalı, seçimlerde sandık başında yer almalıyız. TV yayın yapmazken biz gördük ve sokağa cıktık. Bu normallik senaryosu daha fazla oynanamaz. Su an polisler en büyük öteki, ancak onların da söyleyecekleri var. Tayyip Erdoğan hiçbir zaman özür dilemedi. Sonsuz konuştu kimse soru sormadı.

Sosyal medyada gördüğümüz şeylerin teyidi olmadan paylaşmayalım.

Ötekileştirildiğimiz için ayağa kalktık. Biz de aynı hataya düşmemeliyiz. Bizi anlamayanlara kendimizi anlatacak değişik, yaratıcı eylemler bulmalıyız.

Herkesin eylemlerde çektiği fotoğraflardan sergi açabiliriz.

İktidarın özel hayata müdahil olması çok kötü. Biz onları anlayalım derken onların da bizi anlaması gerekiyor. Yakında süreç etek boyumuza kadar uzanacak.

Yeraltı kaynaklarımız hiç anlatıldığı gibi değil. Bor, krom gibi çok zengin yer altı kaynaklarımız var. 50-60 yıldır İngiliz, Alman, Amerikan bilim adamlarını incelemelerini yaptılar. Kendi kaynaklarımızı kendimiz çıkarmamız gerekiyor.

Çok güzel şeyler yapıyoruz. Park kamusal bir alandır ve insanların istediği şeyleri yapabilmesidir. Duvarları resimlerle, fotoğraflarla kaplayabiliriz. Cumartesi günü parkı kullanalım. Kağıt, boya kalemleri getirelim. Çimenlerin üzerine yayılalım, herkes başkasını rahatsız etmeden istediğini yapsın. Bu noktada mangal yakılmaması ve çevrenin kirletilmemesi önemli.

Parkı güzelleştirmek için kütüphane kurabiliriz.

Müdaheleler devam ediyor. Birbirimizi forumda dinlerken gündemi kaçırmamalıyız. Ötekileştirme hala devam ediyo

20 Haziran Notları Hazırlanıyor

Herkese merhaba,

20 Haziran 2013 akşamı alınan notlar hala düzenleniyor. Düzenlemesi bittikten sonra planlananlar ve söz alan kişilerin notlarının olduğu 2 ayrı bölümde yayınlanacaktır.

Anlayışınız için şimdiden teşekkür ederiz.

Saat 15.00 gibi yayınlamış olmayı planlıyoruz.

21.00 'da parkta görüşmek üzere..